bad luck - Türkçe İngilizce Sözlük

bad luck

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"bad luck" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 12 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bad luck i. şanssızlık
We have too much bad luck.
Çok fazla şanssızlığımız var.

More Sentences
bad luck i. uğursuzluk
I don’t believe that black cats cause bad luck.
Kara kedilerin uğursuzluk getirdiğine inanmıyorum.

More Sentences
bad luck i. talihsizlik
Genel
bad luck i. uğursuzluk
I don’t believe that black cats cause bad luck.
Kara kedilerin uğursuzluk getirdiğine inanmıyorum.

More Sentences
bad luck i. kötü şans
Burning incense is an effective way of getting rid of bad luck and negative energy.
Tütsü yakmak kötü şanstan ve negatif enerjiden kurtulmanın etkili bir yoludur.

More Sentences
bad luck i. şeamet
bad luck i. karayazı
bad luck i. kör talih
bad luck i. kör şeytan
bad luck i. kör şans
bad luck i. aksilik
bad luck i. kötü talih

"bad luck" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 43 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
his bad luck i. alnının karayazısı
have a run of bad luck f. şansı ters gitmek
bring bad luck f. kötü şans getirmek
bring bad luck f. uğursuz gelmek
as bad luck zf. aksi gibi
Konuşma Dili
a world of bad luck i. şanssızlıklar dünyası
a world of bad luck i. kötü talihin hüküm sürdüğü bir dünya
walking under a ladder brings bad luck expr. merdivenin altından geçmek uğursuzluk getirir
Deyim
streak of bad luck i. talihsizlik zinciri
string of bad luck i. bir dizi şanssızlık
string of bad luck i. talihsizlik zinciri
streak of bad luck i. bir dizi şanssızlık
streak of bad luck i. bir dizi talihsizlik
string of bad luck i. bir dizi talihsizlik
run of bad luck i. şansın yüzüne güldüğü dönem/süreç
a run of bad luck i. şanssız bir dönem
a run of bad luck i. bir dizi talihsizliğin yaşandığı bir dönem
a run of bad luck i. şanssızlıklar silsilesi
run of bad luck i. şanslı bir dönem
a run of bad luck i. üst üste şanssızlıkların yaşandığı bir dönem
run of bad luck i. şansın/talihin yaver gittiği dönem
run of bad luck i. kısmetin açıldığı dönem/süreç
run of bad luck i. talihli bir dönem
a run of bad luck i. başına gelmeyenin kalmadığı bir dönem
a streak of bad luck i. şanssızlıklar silsilesi
a streak of bad luck i. talihsizlik zinciri
a streak of bad luck i. bir dizi şanssızlık/talihsizlik
a string of bad luck i. şanssızlıklar/talihsizlikler serisi
a streak of bad luck i. şanssızlıklar/talihsizlikler serisi
a streak of bad luck i. talihsiz/şanssız bir dönem
a string of bad luck i. talihsizlik zinciri
a string of bad luck i. bir dizi şanssızlık/talihsizlik
a streak of bad luck i. üst üste gelen talihsizlikler
a string of bad luck i. üst üste şanssızlıkların yaşandığı bir dönem
a string of bad luck i. üst üste gelen talihsizlikler
a string of bad luck i. talihsiz/şanssız bir dönem
a streak of bad luck i. üst üste şanssızlıkların yaşandığı bir dönem
a string of bad luck i. şanssızlıklar silsilesi
have a run of bad luck f. bir dizi şanssızlık yaşamak
have a run of bad luck f. bir dizi talihsizlik yaşamak
bring bad luck f. uğursuzluk getirmek
have had a run of bad luck expr. başına gelmeyen kalmadı
Konuşma
it's just my bad luck expr. aksi gibi